Son aylarda, bir “kara para”, uyuşturucu operasyonları gündemin bir parçası olmaya başlamıştır. Bazı şirketlere el konulmakta, birçok mahallede mafya gruplarına karşı operasyonlar yapılır gibi durmakta, yollar kesilmekte, aramalar yapılmaktadır. Bahis sitelerine operasyonlar yapılmaktadır.
Ne oluyor, diye düşünenler, bizim “akıllı” gazetecilerimiz, “acaba bir temiz eller operasyonu mu” diye sorarak, yön vermeye çalışmaktadır. İtalya’da, SSCB çözüldükten sonra, Gladio adlı NATO uzantısı örgütlenmeye karşı operasyonlar başlamıştı ve 1990’lardaki bu operasyonlar “temiz eller operasyonu” olarak adlandırılmıştı. Bu “akıllı” gazetecilerimiz, hemen hafızalarını tazeliyor ve büyük bir iştahla, bak bizde de oluyor, diye söze başlıyorlar.
Gerçeği çarpıtmak, gerçeği gizlemek, üretilmiş imajları gerçek yerine koymak, modern tekelci burjuva basının karakteristik özelliğidir. İşleri budur. Eskiden “köyün aşağı mahallesinde bir yalan söyledim, yukarı mahallesine çıkınca kendim de inandım,” diye yalanı anlatanlar, elbette bu modern medya dünyasında çocuk bile sayılamazlar. Onlarınki yalandı, o kadar. Oysa burada bir imaj üretme ve gerçeği ortadan kaldırma operasyonu vardır. Tüm kapitalist dünyada medya bunu yapıyor. Ve bizim köylü teyzenin utancına benzer hiçbir hâl yaşamıyorlar. Kendileri de inanıyorlar mı? Elbette, ne kadar para alırlarsa o kadar inanıyorlar.
Para, çirkini güzel gösterir. Çirkinim ve çok param varsa, en güzel/yakışıklı kişileri elde ederim ve elbette böylesine güzelleri elde eden kişi, sonuçta güzeller güzeli olur, çirkin olarak görülmez.
Diyelim ki yeteneğim yok. Ama param çok. Basarım parayı, alırım diplomayı, bulurum en yetenekli kişileri ve onların yetenekleri benim için iş görür. Şimdi, en yetenekli kişileri yeteneksizliğini ortadan kaldırmak için kullanabilen kişi, sizce yeteneksiz sayılır mı? En akılsız kişi, eğer “akıllı” kişileri kendine hizmet ettirmeyi başarıyorsa, hangisi daha akıllı sayılır? Para bunları yapar. Para, yalanı gerçek, gerçeği karanlık yapar. Katili örnek vatandaş, hırsızı işadamı, değerleri olmayan kişileri en yüksek değerlerin sahibi yapar. Korkak olanı cesur yapar. Yeter ki para olsun ve parayı elinde tutanlar, her şeyin satılık olduğu bir dünyanın da efendileri olurlar.
Demek, para güç demektir. Satın alma gücü, içinde yaşadığımız dünyada büyük bir öneme sahiptir. Para ile sadece seyahat özgürlüğü alınmıyor, her tür özgürlük de alınabiliyor. Demek, para ile saadet olmaz, köylü toplumundaki kadar geçerli değil.
Para bu denli pislikleri örtme yeteneğine sahip olunca, kendisi de AK olmuyor. Kara para-temiz para ayrımı anlamını yitiriyor; hele bugünün tekelci kapitalizm dünyasında. Artık paranın karası, akı kalmadı. Nereden buldun yasası artık yok. Sen yeter ki paraya sahip ol ve en güvenilir bankaya git, sana davranışları değişecektir. Aslında tekelci kapitalizmde bu hep böyledir. Ama birçok ülkede, normal işleyiş koşullarında, kara para, pek de öyle gündüz varki ortalıkta dolaşmaz. Ama deyim uygun düşerse, karanlığın arttığı koşullarda, sistemin olağanüstü koşullar yaşadığı dönemlerde kara para-ak para ayrımı önemsizleşir. Bizim ülkemizde bu çoktandır böyledir. AK Partinin, kara para ile bağları biliniyor. Saray, tüm kara para aklama mekanizmalarının merkezindedir.
İstanbul’da bir Kapalıçarşı var. Burası ve Tahtakale diye anılan yer, gerçekte, ülke ekonomisinin en az yarısı kadar kara paranın döndüğü yerdir. Size, sıradan bir vatandaşa, yüz bin dolar, sayılması zor bir para olarak gelir. Sıradan bir işçi için milyon dolarlar anlamını yitirmiş rakamlardır, ne onların ne kadar valiz tuttuğunu, ne kaç kilo ettiğini hesaplar, ne de onunla neler yapılabileceğini. Oysa milyon dolarlar, bugün, ülkemizdeki kara para piyasası için neredeyse hiçbir şeydir.
10 bin TL karşılığında adam öldürebilen genç bulunabilen bir ülkede, kara paranın boyutlarının nerelere geldiğini bilmek oldukça zordur.
Şimdi bizim gazeteci kılıklı, paraya tapınan türden kişilerden dinlediğimiz operasyonların, bu kara para, para aklama, uyuşturucu operasyonları için yarattıkları olumlu imaj, tam da onların bu paradan pay alma histerilerinin ürünüdür. O kadar çalışmak zorundadırlar ki, 100 dolar fazla alabilmek için, rakiplerinin tümüne fark atmak zorundadırlar. Bu nedenle, karakterleri gereği, efendiye, paranın sahibine hizmeti artırmak, abartmak zorundadırlar. Onlar bu hizmeti geliştirdikçe, her açıdan insan türünün içinde kalmaktan çıkarlar. Efendileri onların en akıllılarını, bir köpek gibi güder, onlar da güdebilecekleri koyunlarını çoğaltmak isterler.
Bir kere artık öyle “para aklama” diye bir şey, özü gereği yoktur. Çünkü, Saray’a payını verdikçe, ilgili yerlere payını verdikçe, her para aktır.
Kara ekonominin alanı içine girmeyen alan yoktur. Otomotiv satıcılarından güzellik salonlarına, kırtasiyecilerden büyük marketlere, bahis sitelerinden futbol sahalarına, inşaatlara kadar her alan ama her alan kara ekonomisinin içindedir.
TC devleti, bu konuda önde gelen ülkelerden biridir. Buna da başarı diye bakabilirsiniz. Öyle ya, dolar nasıl yükselmiyor? Onlarca mekanizması vardır ama eğer kara parayı saymazsanız bu mekanizmaları anlamış olmazsınız.
Uyuşturucu konusunda Türkiye, önemli ülkelerden biridir. Yeni değildir. Dönemin Başbakanı Demirel, bunu itiraf etmiştir ve devlet memurlarının maaşlarının buradan, uyuşturucu paralarından alınan pay ile karşılandığı kaydedilmiştir.
Türkiye’deki tüm uyuşturucu trafiği, NATO’ya, ABD’ye bağlıdır. Ama bu süreç o kadar yoğundur ki, artık burada şubesi olmayan mafya örgütü yoktur. Dünyanın her mafya grubunun burada uzantıları vardır. ABD-NATO uyuşturucu trafiğinin en önemli kişisi Mehmet Ağar’dır. Bunu da bilmeyen yoktur. Ve eğer bir gazeteci, uyuşturucu ağından söz ederken, Ağar’dan söz etmiyorsa, demek ki bir şeyler saklamaktadır.
Savaş koşullarını da buna eklemek gerekir. Nasıl, diye sormayın. Kürt Devrimi’ne karşı savaş, baştan aşağıya uyuşturucu trafiğinden gelen paralarla yönetilmiştir. Bu kirli ekonomi, bu kirli savaşla bağlantılıdır.
Elbette böylesi bir kara para ekonomisi varsa, bu trafiği yöneten “beyefendi” kılıklıların yanında, kurtlar, çakallar, tilkiler vb. de devrede olacaktır. “Efendi”leri adına iş görenler, bir süre sonra palazlanırlar ve paranın belirlenen çoğunu vermek yerine, ondan tırtıklamayı sevmeye başlarlar ve bu da onların sonu demek olur. Büyük suçlu, küçük suçluları bertaraf eder.
Devlet, polis gücü, savcısı vb. bu işte görevlidir. Onlarsız bu trafik olmaz. Onlara, şunu temizle, denir ve gereği yapılır. Devlet, temizlenmesi gerekenleri, diğerlerinin, büyüklerin işi daha kolay yürüsün diye temizler. Buna “temiz eller operasyonu” demek, eğer rüya âleminde yaşamak değil ise, eğer bir kokain almışlık hâli ile aklını yitirmek değil ise, “akıllı” kişilerin özel operasyonudur.
Buna savaş koşullarını da ekleyin.
Para trafiği için çalışanın derdi aldığı paydır, bu hangi gücün parasıdır, diye bakmaz. Ama savaş hâlleri durumu değiştirir.
Trump, Erdoğan’ı kabul etti. Barrack bu ziyareti “meşruiyet” ziyareti olarak adlandırmıştır. Demek öyledir. Bu ziyarette Trump ekibi, Erdoğan’a, Rusya, İran ve Venezuela gibi ülkelerin para trafiğinin engellenmesi görevini vermiştir. Zaten her mahallede türeyen mafyalar, büyük başlar, mesela Ağar gibi, için sorun yaratmaktadır.
Mesela içişleri bakanlarının tümü, bir mafya grubunun lideridir. Öyle olması da normaldir. Polis işin içindedir. Sınırları, küçük mafya grupları için çizer ve çizgiyi aşan için bertaraf emri gelince devreye girer.
Demek ki, hem ABD’den gelen emir var, hem de zaten sahada işler sarpa sarmıştır.
İşte ülkemizde son dönemde yürütülen operasyonların nedeni burada aranmalıdır.
Bu iş için jandarma görevlendirilmiştir. Bu da bir seçimdir. Demek ki, polis içinde farklı gruplar çok etkindi ve polis ile tam istediklerini yapamayacakları anlaşılmış olmalıdır.
Bahis siteleri patlatılıyor, holdinglere el konuluyor. Kimi İran ile ilgilidir, kimi Rusya ile ilgili olabilir. Ama bu arada, emir verilmiş iken, her grup, bir başka grubun da tasfiyesi için devreye girmektedir. Saray bu işi bir yandan siyasal amaçlar için de kullanmaktadır ama diğer yandan da, kendine bağlı gruplardan gelecek payı artırmakla uğraşmaktadır. Savaş koşulları nedeni ile, iş adamlarına da hizaya girme sırası gelmektedir.
Tüm bunlar mesela Ağar gibi büyük başlar için, doğal bir temizlik olabilir. Sahada etkin olan güçleri kendine bağlamak, önemsiz olanları tasfiye etmek onun için bu koşullarda çok rahat başarılabilir bir iş olsa gerek.
Demek, işin bir savaş yönü vardır. Bölgemizde süren savaştan bağımsız değildir bu operasyonlar. ABD emri budur.
Demek, işin mutlaka bir siyasal yönü vardır. Her şeyi kara olan Saray’ın bu işin içinde hesaplar yapmama ihtimali yoktur.
Demek, işin sermaye transferi, paranın birilerinden alınıp birilerine aktarılması yönü vardır.
Demek, sahada kendi çöplüğünde ötmenin ötesine geçmeye başlayan grupların, büyükler hesabına temizlenmesi gibi bir yönü vardır.
Belki başka yönleri de vardır.
Ama işin temizlenmek, temiz eller operasyonu vb. gibi bir yönü, haşa, yoktur. Kendini “akıllı” sanan, akıllı olduğu için efendilerinin kendilerine para ödediğini bilen, gerçekte efendilerinin kuçu kuçuları olanların anlattığı gibi, işin temizlikle ilgili hiçbir yönü yoktur. Ülkenin bütün bankaları, devlet bankaları da dâhil, para aklama merkezleridir. Bu kara para, bu holdingler, bu para cambazları için kara değildir, aktır ve tatlı bir paradır.




