Nasıl bir 2024 yılı?

Umutsuzluğun büyütüldüğü bir yılı daha geride bırakıyoruz. Evet, büyütüldüğü diyoruz; adım adım örülmüş ve toplumun geneline yayılması için “mücadele” edilmiş.

Bu nesnellikten güç olan Saray Rejimi ise 2024 yılına dair yeni planlar yapmaya devam ediyor.

Uluslararası konsorsiyumun maliye bakanı Mehmet Şimşek yaptığı açıklamada, “verginin tabana yayılması konusunda hummalı bir reform çalışmamız var” diye buyuruyor. 2024 bütçe tekliflerindeki vergi artışlarından bu durum açıkça da görülüyor. Halkın üzerine basıldıkça, yayılma artıyor.

“Kamuda tasarruf kaynaklarını doğru alanlara yönlendireceğiz” diyor; iç savaşta kullandığı polisten, dışarıda savaşı büyüteceği ordudan, ideolojik savaşında önemli rol oynadığı Diyanet İşleri’nden başka taraflara kaydıracağını düşünmüyoruz tabii ki.

Gırtlağına kadar çöktüğü halkın harcama yapamayacağını öngören Şimşek, burjuvaziye de önerilerde bulunmaktan geri durmuyor; “Eski alışkanlıklar ile devam ederlerse müşteri bulamayacaklar. Sanayicilerimiz mutlaka dış pazar arayışına girsinler, biz iş alemine her türlü desteği vereceğiz… Hizmet ihracatına konu alanlarda dışarıdan getirilen kazanca yüzde 80 vergi muafiyeti sağlıyoruz.”

Bu durumu da yönetim bütçesinde rahatlıkla görülebiliyoruz: “Vergi indirimi, muafiyeti, istisnası” adı altında sermaye kesiminden toplamda 2 trilyon 210 milyar TL’lik vergi alınmayacak.

Bütçe giderlerinin 11 trilyon 89 milyar lira, bütçe gelirlerinin ise 8 trilyon 437 milyar lira olacağının tahmin edildiği bir matematikte, neredeyse ülkenin yıllık açığı kadar teşvik verildiği de ortada.

Örgütsüz bir toplumdan güç olan iktidar, çok rahat açıklıyor rakamları.

Üretilen değerlerin nasıl bölüştürüleceğine dair bir örneğe bakalım.

Koç Holding ve İtalyan sermayeli Türk Traktör; bu yılın ilk 9 ayında üretim yoluyla elde ettiği kârını 3,1 milyar liradan 7,2 milyar liraya yükseltmiş. Ortalama 2 bin 883 işçinin çalıştığı şirkette, basit bir hesap yaparsak, bir işçi 9 ayda 2 buçuk milyon lira kâr ettirmiş şirkete.

4 bin 145 işçinin çalıştığı TOFAŞ fabrikasında ise, işçi başına net kâr 3 milyon 7 bin lira.

İşte böyle bir tabloda girildi asgarî ücret görüşmelerine. İnternet sayfalarında milyarlarca lira kâr açıklayanlar, işçilere pervasızca açlık sınırının altında ücretler önerdiler.

Gerçekten kimden alıyorlar bu gücü?

Tüm gerçeklikler bunlar iken genel seçimlerde tüm toplumu büyük bir “seçimsizliğe” sürükleyenlerden olabilir mi?

Veya iç savaşın bu kadar ayyuka çıktığı, meclisin uzun zamandır işlevsiz olduğu, kendi hukuklarına bile uymayan şekilde hapishanelerde binlerce siyasinin bulunduğu bu dönemde, ellerinde 1982 Anayasası’nı tutup adalet bekleyenlerden mi? Kenan Evren, solcuların kendi anayasasını savunduğunu görse mutlu olurdu herhâlde!

Bunları yapıp hiç ders almayanlar, bu sefer de yerel seçimlerle mi insanları boş umutlara bağlamaya devam edecekler, bu yüzden mi rahat burjuvazi bu kadar?

Şimdi de Özgür Özel’li CHP mi kurtaracak onları?

Mesela yeni CHP, kamulaştırma politikalarını mı savunacak? Tüm sağlık sektörü, tüm ulaşım, tüm eğitim vb. kamulaştırılacak mı? AK Parti halkı sadakacı yaptı, CHP buna son verip herkese iş mi yaratacak?

Mesela CHP, savaşa karşı mı duracak? Suriye’deki işgale son mu verecek? NATO’dan mı çıkacak? İsrail’e karşı hamleler yapıp tüm askerî, ekonomik ve diplomatik ilişkilerini mi kesecek? İncirlik Üssü’nü mü kapatacak?

Mesela bankaların, tekellerin kârlarını halka mı dağıtacak? İşçi ve emekçilerden alınan vergileri mi azaltacak?

Tüm bunlara hayır diyorsak, niye hala CHP’nin kuyruğuna takılmakta ısrar ediyorsunuz? Başka bir yol mümkün değil mi?

Son birkaç ay içinde on binlerce KYK öğrencisinin sokağa dökülmesi, binlerce işçi emekçinin ülkenin birçok yerinde mitinglerde taleplerini haykırması, fabrikalarda direnişe devam etmesi, kadınların kadına karşı şiddete, cinayetlere karşı sokakları doldurması, halkların meydanlarda taleplerini haykırması bir yol değil midir?

Eminiz ki dünyayı değiştirmek isteyenler, bir başkasını seçme denkleminden çıkıp kendi sınıfının direnişini büyütmeye çalıştıklarında görecekler ki başka bir gelecek mümkün.

Atılacak her adım, kendisinin ve çevresinin önünü açacaktır. Yeni bir gerçeklik ancak bu şekilde yaratılabilecektir.

2024’ün nasıl geçeceği bizim elimizde.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz