“Devlet yok” demeye mahkûm değiliz! Kaldırılacak bir enkaz, kurulacak bir yaşam var!

Devlet nedir? Devlet kimdir? Ne işe yarar bu devlet? En acı ve en öfkeli hâlle tekrar gördük, öğrendik. Devlet, Saray Rejimi çözülürken ucube hâline gelmiştir. Bugün devlet budur, çözülmektedir ve ancak bu tarzı ile yönetmektedir. Depremlerin ardından arama-kurtarma yapmayandır, enkaz kaldırmayandır, yara sarmaya çalışmayandır, halkı ölsün diye kılını kıpırdatmayandır. Devlet budur. Depremden sonra en önemli denen 72 saatken ancak 33 saat sonrasında kızgın bir yüzle, adeta bir düşman suretiyle ölenleri ve yardım etmeye çalışanları deftere yazdığını söyleyebilen, “OHAL ilan ettik” diyebilendir, devlet.

İhtiyaç mı vardı OHAL ilanına? Olağan bir hâlde mi yaşanıyordu bu ülkede? Biz biliyoruz kendilerinin her hâlini. Enkaz altında en az 300 bin kişi varken düşman bakışlarının kimsenin üzerinde bir hükmü yoktur.

Sanki halka düşmanlık etmek için OHAL’e ihtiyaçları varmış gibi, “OHAL ilan ettik” diyorlar. Bu, belki tutarsa diye göz korkutma çabasıdır. Öncesi bir tarafa, Gezi Direnişi’nden bugüne “olağan” bir hâl mi vardır? Bugüne kadar, sosyal medya paylaşımından hiç kimse gözaltına alınmamış, haber yaptığı için gazeteciler tutuklanmamış, belediyelere kayyum atanmamış, milletvekilleri, doktorlar, avukatlar, öğrenciler, akademisyenler, devrimciler hapsedilmemiş gibi, OHAL ilan ederek göz korkutmaya çalışıyorlar. Biz onların OHAL’ini tanıyoruz ve ne yapıyorsak yapmaya devam ediyoruz.

Arama kurtarma ekipleri, yardım kolilerinin toplanması, dayanışma çadırları, afet koordinasyonları gönüllülerle yürütülmektedir. İşte bizim gerçeğimiz de budur. Yüreği birlikte atan milyonlarız biz, yoklukların içinden dayanışmayı örgütlemek üzere seferber olanlarız.

Yıkım çok büyük. Kaybımız çok büyük. Acı çok büyük. Öfke çok büyük.

Bizler, kalanlarımız tüm bu enkazın içinde yaraları saracak olanlar bu yaşamı tekrar kuracak, kurmalı. Bizi böyle tekrar enkaz altlarında bırakmalarına izin vermemek için bu sefer bu yaşamı biz kurmalıyız, kendi ellerimizle kurmalıyız. Bunun için bugünden, seferber ettiğimiz gücü sürekliliğe dönüştürmeliyiz.

  • Deprem bölgesindeki halk ve ilk günden başlayarak yola çıkan gönüllüler, deprem bölgesinde arama-kurtarma çalışmaları örgütlemek, günlük yaşamsal ihtiyaçları karşılamak üzere afet koordinasyon merkezi kurmuşlardır. Bu merkezler yokluğun içinden olanak yaratıp ilk müdahale için revir, tuvalet, yaşlı ve engellilerin bakımı için alan yaptılar; kreş ve barınma için çadırlar kurma çalışmalarına başladılar. Bu merkezler çoğalmalı ve yaygınlaşmalıdır.
  • Gıda depoları doluyken kimse açlığa mahkûm değildir. Mağazalarda duran jeneratörler; marketlerdeki, depolardaki gıdalar ve ilaçlar; iş makinaları ve araçları, halkın temel yaşamsal ihtiyaçlarını karşılamak üzere, devrimcilerin, gönüllülerin kurduğu koordinasyon merkezlerinin denetiminde alınmalı ve kullanılmalıdır.
  • Deprem bölgesi için bugün kurduğumuz dayanışmaları her ilde sürekli ve daha örgütlü hâle getirmeliyiz. Bunun yolu, erzak bırakmakla yetinmemek, bölgeden daha koordineli haber alabilmek ve bölgedeki ihtiyaçlara göre organize olmaktır.
  • Bugün enkazı kaldırmaya katılırken, yarın barınma, sağlık ve eğitim çalışmalarını örgütlemek üzere; uzun soluklu bir dayanışma için görev almaktır.

Bu binaları yaparken ölen biziz, bu binalarda yaşarken ölen de biziz. Deprem bölgesine gelmeyen vinçleri, iş makinalarını yapan da biziz, onları kullanabilen de biziz. Dayanışma için kolileri yapan da biziz, kolilerin içindekileri, battaniyeleri, jeneratörleri yapan da biziz. “Nerede bu devlet” demeye mahkûm değiliz, yeni bir yaşamı ellerimizle kurabiliriz.

Birbirimizi ancak biz kurtarabiliriz.

9 Şubat 2023

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz