İşçiler ayakta, bıçak kemikte…

Son bir ay içerisinde dalga dalga işçi direnişleri patlıyor. Asgarî ücretin zamlı olarak ele geçmeden enflasyon karşısında erimesi, patronların sefalet ücreti dayatması karşısında işçiler, iş bırakarak, fabrika işgal ederek, şalter indirip kontak kapatarak yanıt veriyorlar.

Trendyol emekçileri ile başlayan kazanımlar, İstanbul’da çorap işçilerinin, Antep’te tekstil işçilerinin ve son olarak Migros depo işçilerinin taleplerini kabul ettirmesi ile devam etti. Kimi işyerinde direnişler kazanım elde edemeden biterken, Farplas’ta, YemekSepeti’nde, Aliağa’da, Antep’te ve birçok yerde direnişler devam ediyor.

Tüm bu tablo, yağma-rant ve savaş ekonomisi üzerine kurulu Saray Rejimi’nin ekonomik krizin tüm yükünü işçi-emekçilere, halka yıkarak, TÜSİAD’dından MÜSİAD’ına, oradan “beşli çete”sine kadar tüm sermaye gruplarına sermaye transferi yapan politikaların ısrarının sonucudur.

Saray Rejimi, direnişlere “terör-provokasyon” yaftası yapıştırarak burjuvaziye sermaye transferi yapmakta ısrar edeceğini -elektriğe, doğalgaza yaptığı zamlarda görüldüğü gibi- ilân ediyor. Bu durum, işçi-emekçiler için artık katlanılmaz boyutlara gelen hayatın değişeceğine dair en ufak bir beklentinin oluşmasına da zemin bırakmıyor.

Saray’ın muhalefeti ise, işçi direnişlerine karşı tam anlamıyla kör ve sağırı oynuyor. İçi boş, “bekleyin, her şey çok güzel olacak” yalanları ile direnişlerin büyümemesi için dua ediyor.

Bu koşullarda işçi-emekçilerin önünde direnmek dışında bir yol kalmıyor. İşçiler, “bizi kurtaracak olan kendi kollarımızdır” sözünün anlamını bizzat yaşayarak görüyor.

Gelişen ve giderek yayılması kesin olan bu direnişlerin kazanımla sonuçlanması tüm emekçiler, yoksul halk için yeni bir umut, yeni bir çıkış yolu olacaktır.

Tüm direnişlere bu gözle bakmak, bu şekilde ele almak, kazanımlarımız ve yenilgilerimizden dersler çıkartmak yeni direnişlerin zaferinin kaldıracı olacaktır.

Bu çerçevede;

1- Her direniş, işçi sınıfının direnişidir. Direnişe geçen işyerlerindeki işçilerin, tüm işçiler, işçi sınıfı adına direndiği unutulmamalıdır. Bu bilinçle gerçekleştirilecek sınıf dayanışması direnişlerin zaferle sonuçlanmasında önemli bir rol oynayacaktır. Direniş ziyaretinden dayanışma etkinliklerine, dayanışma grevine kadar her türlü eylemle dayanışmayı geliştirmek gerekir.

2- İşçilerin geliştirdiği sınıf dayanışması ile birlikte, bu düzenin yağma, talan, baskı ve sömürüsü karşısında direnen tüm toplumsal dinamiklerin, kadınların, öğrencilerin, doğasını-yaşamını savunanların, aydın-sanatçıların bu direnişleri sahiplenmesi ve kendi direnişi olarak ele alması önemlidir.

3- Direnişe geçilen yerlerde, varolan işyeri komiteleri güçlendirilmeli, yoksa kurulmalıdır. Bu komiteler aracılığı ile direnişteki tüm işçilerin iradesini ortaya koyabileceği, kendisini tüm açıklığı ile ifade edip direnişi güçlendireceği, işçi meclisi, konseyi gibi örgütlenmeler kurulmalıdır.

4- Direnişler, direnişin safında olan, direnişin kazanması için çaba gösteren tüm kurumlara kendini açmalıdır. Kazanmak için gücümüzü birleştirmeliyiz. Patronların ve devletin memurlarından gelen “aranıza kimseyi almayın” söylemi, direnişlerin büyümesini, yayılmasını ve kazanmasını engellemek için ortaya attıkları koca bir yalandır.

5- “Ekmek kavgası” siyasettir. Siyaset, sermaye sınıfı adına değişik isimlerle ortaya çıkmış partileri arasındaki laf kavgası değildir. Siyaset, sermaye sınıfı ile işçi sınıfı arasında, emek ile sermaye arasındaki sınıf kavgasıdır. Bizlere siyaset diye sunulan ve tüm makyajı ve laf kalabalığı ile yapılan ‘siyaset’, biz işçi-emekçilerin sırtından yaşadıkları cennetlerini sürdürmek içindir. İşçiler, “biz siyaset peşinde değil ekmeğimizin peşindeyiz” deseler de karşılarında devletin polisini, copunu, TOMA’sını, gazını, nezarethanesini, medyasını bulmaktadırlar. Sermaye sınıfı “ekmek kavgası”nın siyasi olduğunu bilerek hareket etmektedir. İşçiler de bu sınıf kavgasını bilerek hareket etmelidirler.

6- Bugün, tüm direnişlerin kazanması, bu direnişlerin paralel olarak sürdürülmesi, yeni başlayacak direnişlerin yol-yöntem konusunda daha hızlı ve kararlı ilerlemesi için bir koordinasyona ihtiyaç vardır. Bunun için direnişler ile direnişin safında yer alan tüm güçler arasında böyle bir koordinasyon gerçekleştirilmelidir.

7- İşçi-emekçilerin yönettiği, sömürünün, her türlü baskı ve ayrımcılığın ortadan kalktığı bir düzen için mücadele eden devrimcilerin, gelişen tüm direnişlere ortak bir akılla gitmesi, direnişlerin kazanımla sonuçlanmasında büyük bir rol oynayacak, işçi sınıfının nihai çıkarlarına doğru atılmış, mütevazi ama önemli bir adım olacaktır.

Rekabet böler, eylem birleştirir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz