Unutmayacağız, affetmeyeceğiz, hesabını soracağız!

1 yıl oldu.

İzninizle biz artık buna 6 Şubat katliamı diyelim.

Geçen bir yıl tekrar gösterdi ki, bu çürümüş sistem halk düşmanıdır.

Hafızaları tazelemek adına tekrara düşmek pahasına yeniden anlatalım ilk günlerde yaşananları; deprem 6 Şubat 4.17’de gerçekleşti. Memleketin her köşesini ranta peşkeş çekip çürük binalarla dolduranlar, yüzbinlerce insanın katilleri, ilk iş olarak dayanışma içinde olanlara saldırmaya başladı. Bölgenin yakın zamanda büyük bir depreme gebe olduğu bir yıl öncesinden AFAD tarafından raporlaştırılmışken, AFAD mesela Maraş’ta kuran kurslarının para kasalarını enkazdan çıkarmaya çalıştı, Adıyaman’da enkazdan bir çocuk çıkarılmak üzereyken çalışmayı bırakıp valinin akrabasını çıkarmaya gitti, Antakya’ya gönderilen çadırlara el koydu.

Bu devletin her bir yapısı, her organizasyonu, arkasındaki her güç çürüktür binaları gibi.

Kızılay? Çadır sattı.

Milli Eğitim Bakanlığı ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı deprem bölgesinden kaçırdıkları çocukları tarikat yurtlarına teslim etti.

BTK birbirlerine ulaşmaya çalışan insanlara karşı Twitter’ın bant genişliğini düşürdü, erişimi engelledi.

Defalarca çalınan, sermayeye el altından verilen deprem vergilerinin ortada olmaması bir yana, bir TV şovuyla memleketin bütün patronları vergilerinden düşürmek için sahte para bağışlama kampanyası düzenledi.

Jandarma komutanı Sevgi Parkı’nda dayanışma merkezleri örgütleyen devrimcilere saldırmadan önce “akşam sizi buradan nasıl söküp atacağız göreceksin” diye tehdit etti, dayanışma merkezleri zorla tahliye edildi. Pazarcık’taki dayanışma merkezine kayyum atandı, İstanbul’da Pir Sultan Abdal Derneği’nin yardım tırı çetelerce kurşunlandı.

Saray’daki; dayanışmayı örgütleyenlere “deftere not ediyoruz”, dedi son olarak geçen hafta, Antakya halkının bile isteye ölüme terkedildiğini de itiraf etti.

Bahçeli “devlet yok diyenlere”, “devlet tüm ihtişamıyla” oradadır dedi, Hatay’da Ahmet Güreşçi polisler tarafından dövülerek öldürüldü.

Ya muhalefet? Akşener daha ilk gün “şimdi bizim susmamız, devletin konuşmasının zamanıdır” diyerek işlenecek tüm suçlara ortak olduğunu ilân etti.

Milyonlara umut (!) diye sunulan Kılıçdaroğlu ise “YSK, deprem nedeniyle bu şartlarda seçim yapamayız diyemez, seçimler ertelenemez” diyordu.

Bütün bunlar yalnızca geçtiğimiz yılın Şubat ayı içinde olanlar ve onlarcasını daha eklemek mümkün.

Ya sonra, aradan geçen bunca zamanda ne yapıldı?

Dikmece’de, Gülderen’de halkın zeytinliklerine çöküldü, “1 yıl süre verin helalleşelim, 1 yıla evleri teslim edeceğiz” deniliyordu, bugün deprem bölgesinde çadırlarda çıkan yangınlarda çocuklar ölüyor. Rezerv alan ilanıyla beraber kentler tümden tarihsizleştirilmeye, yaşayanlar ise mülksüzleştirilmeye çalışılıyor. Bununla beraber Hatay halkının iradesi tanınmıyor ve Can Atalay’ın vekilliği düşürülüyor.

Bu çürümüş sistem depremi bile isteye bir katliama dönüştürmüştür. Bu katliamı ise kendilerine yeni fırsatlar, yeni rant alanlarıyla sürdürmektedir.

Antakya’nın yeniden imarı için görevlendirilen Türkiye Tasarım Vakfı işe ilk Atatürk Park’ındaki ağaçları keserek başladı. Vakfın baş mimarı ise tanıdık bir isim Mehmet Kalyoncu.

Deprem gündeminin unutturulması ‘demokrasi şölenleri’yle başarılamamış olsaydı, değil aday gösterilmesine cüret edilmesi, yargılanıyor olması gereken, binlerce insanın katili Murat Kurum, deprem gerçeğiyle yüz yüze olan bu şehrin belediye başkan adayı olamazdı.

Deprem değil, kapitalizm öldürür.

Deprem bölgesiyle dayanışmak bugün hâlâ en temel ihtiyaç. Çünkü;

Açıklanan verilere göre Antakya’da 5 yaş altı her 3 çocuktan biri yetersiz beslenmeye bağlı bodurluk problemi yaşıyor, her 10 çadırdan/evden 1’nde mutfak yok, her 3 aileden biri düzenli gıda bulamıyor. 1 yıl geçmiş durumdayken birinci basamak sağlık hizmeti kurulabilmiş değil, ayrıca yıkılmayan sağlık ocakları depremin ilk günlerinde halkın toplanma merkezleri olmuştu. Şimdi o merkezlerden, depremi yaşamış insanlardan on binlerce liralık elektrik faturası ödenmesi isteniyor, depremden sonra alelacele şovla açılan şehir hastanesini ise her yağmurda su basıyor, eğitim tam anlamıyla hala bir karmaşa, Samandağ’da sağlam anaokuluna çökülüp kaymakamlık binası yapıldı.

Ve tüm bu yıkımın, katliamın sorumlusu sadece 3-5 müteahhitmiş gibi başka kimse suçlanmıyor.

Unutmamak ve affetmemek,

hesap sormak mücadeleyi büyütmek dayanışmanın en büyüğünü sergilemek olacaktır.

Dayanışmayı ve mücadeleyi büyüteceğiz, katliamın sorumlularından hesabını soracağız!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz